104. ad gününde Avşar Ali`den Başbuğluğa Alparslan Türkeş..

Bu yazıdaki amacımız, Türklük ve Türkçülük şuuruyla yol alan Türk gençliğine, Cennetmekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i hatırlatabilmek...

Ramazan DURMUŞ yazdı

Avşar Ali`den Başbuğluğa...
 

Bu yazıdaki amacımız, Türklük ve Türkçülük şuuruyla yol alan Türk gençliğine, Cennetmekan Başbuğumuz Alparslan Türkeş’i hatırlatabilmek...
Çünkü O`nun bugün ad günü...
O, Avşar obalarından Koyunoğlu ailesine mensup Ali Arslan...
O, Kayseri Pınarbaşı`nın Yukarı Köşkerli Köyünden sürgün giden ve 1917 Kasım’ının 25`inde, yaşayacağı çileye İngiliz işgalindeki Kıbrıs`ta merhaba diyen Arslan Ali...
4 yaşında besmeleyle milletine hizmet için yol alan Ali Arslan...
İlkokul ve lise yıllarında, Türklük ve Türkçülük şuuruyla bilenmiş hocalarından feyz alan Ali Arslan...
Türk Kıbrıs`ın yalnızlığına siper olan Türkiye ve esaret altında milyonlarca Türk olduğunu öğrenirken çizilen hedefler...
Üzerine titrediği hocası Osman Zeki Bey`in Ali Arslan değil, senin adın "Alparslan olsun" dediği yıllar...
İngiliz işgalindeki Kıbrıs`tan 16 yaşında veda ve ver elini İstanbul...
Hayalindeki askerliğe Alparslan Türkeş, Kuleli`den adımını büyük bir aşkla atar.
Genç Alparslan, Atsız Hoca ve Türkçülük tutkunları ile tanıştıktan sonra hayallerinin peşinde koşmaya başlar.
1936`da genç Asteğmen Alparslan Türkeş, Ankara yollarındadır.
Türkçülük bayrağı dalga dalga yükselirken 1944`ün 3 Mayıs`ında Türklük düşmanlarının damarlarına basarlar...
Türkçüler, tabutluklardadır; zindanlardadır. 
İşkenceler altında Türk milliyetçisi olmanın bedelini O da öder.
Yıllar yılları kovalar Alparslan Türkeş Bey için...
1960 İhtilalinin "Kudretli Albayı" Alparslan Türkeş için ihtilal hayal kırıklığıyla sonuçlanır. O süreçte 1960 İhtilalinin başaktörü Cemal Gürsel ile İsmet İnönü`nün buluşmasını engellemek için çareler arar. Ancak başarılı olamaz ve ihtilal, hâlâ yürekleri acıtan sonla noktalanır. 
Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve arkadaşları tasfiye edilirler.
Hindistan sürgünü 2,5 yıl sürer ve 23 Mart 1963`te Türkiye hasreti biter.
Türk`ün Başbuğu Alparslan Türkeş’in en önemli emirlerinden birini bugünkü nesillere not olarak aktarayım.
Teşkilatçılık, O`nun bizlere en büyük vasiyetlerinden biridir.
Nerede bir sivil toplum örgütlenmesi varsa Türk milliyetçilerinin orada tutunmasının önemine hep dikkat çekmiştir ki; O da dava arkadaşlarıyla birlikte kadro oluşturup partileşmek amacıyla "Huzur ve Yükseliş Derneği"ni hayata geçirir.
Siyasete girişi 31 Mart 1965`tir.  O artık Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi`ndedir. Ve 4 ay sonra Genel Başkan olur ve aynı yıl Ankara Milletvekilidir.
4 yıl sonra, 1969`un 9-10 Ocak tarihinde partinin ismi Milliyetçi Hareket, amblemi de Üç Hilaldir. Bu kez seçimlerde Adana Milletvekili seçilir.
Türkçülük hareketinin güçlenmesi adına teşkilatlanma konusunda peş peşe kararlar alınır. Ülkü Ocakları, Büyük Ülkü Derneği ve diğer mesleki teşkilatlanmalar dikkat çeker. Türk Hukuk Enstitüsü de bunlardan biridir.
Marksist ve bölücü hareketlerin üniversitelerde yuvalanmasının ardından Başbuğ Alpaslan Türkeş harekete geçer. Çok az sayıdaki gençlere seminerlerle birlikte “doktriner Türk milliyetçiliği” safhası başlamıştır artık...
Türk milliyetçileri "Dokuz Işık", 9 prensip yani Milliyetçilik, Ülkücülük, Ahlakçılık, Toplumculuk, İlimcilik, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, Köycülük, Gelişmecilik ve Halkçılık ile Endüstricilik ve Teknikçilik etrafında toplanırlar.
Başbuğ Alparslan Türkeş`in ifadesiyle gomonisler, Ülkücü Harekete karşı savaş ilan ederler ve 12 Eylül 1980`e kadar 5.000 civarında “Ülkü Gülü”nü şehit ederler.
Ardından 1980`in kara Eylülü kapkara günlerin habercisi olur Türk milliyetçileri ve Başbuğ için...
Türk milliyetçiliğinin beraati için tam 5 yılın zayi olması lazımdır ve öyle olur. Tahliye ve beraat 1985`in 9 Nisan`ında gerçekleşir, siyasi yasak 1987`de kalkar.
Türk milliyetçiliğini iktidar yapma konusunda zaman kaybetmez Başbuğ... 
4 Ekim 1987`de Milliyetçi Çalışma Partisi`nin olağanüstü kongresinde Genel Başkanlığa seçilir.
Kolay değildir o yıllar...
Türkeş`siz, Türk milliyetçiliği peşinde hayal kuranlar birer birer oyunlarını sahnelerler. 
1980 öncesi omuz omuza görünen bazı isimler, başka kulvarlarda oyunlar sahnelemektedir.
Ancak her şeye rağmen MÇP, RP ve IDP ittifakı ile son kez Yozgat`tan milletvekili olur Başbuğ Türkeş...
Türkeş`siz MHP hayali kuranlar tarihler 24 Ocak 1992`yi gösterdiğinde yine sahnededir. MÇP`nin adının MHP olarak değiştirilmesi ve amblemin yeniden Üç Hilal olması o kadar da kolay olmaz.
Burada Milliyetçi Hareketin Lideri sayın Devlet Bahçeli Bey`in de sık sık vurguladığı "Alparslan Türkeş’siz MHP" senaryolarının tipik bir örneğiyle yazıma nokta koyalım. 
Öyle ya Türk`ün Başbuğunu anlatmak için sayfalar yetmez.
Milliyetçi Hareket Partisi yeniden siyaset sahnesindedir. Üç Hilal tüm Anadolu`da dalgalanırken 24 Aralık 1995 Genel Seçimleri gelir çatar.
Bir yanda yok olup giden Doğru Yol... Diğer yanda Anavatan Partisi...
Bu iki parti, ihanet adına âdeta birleşirler. Liste başlarına koydukları milliyetçi adaylar, MHP`yi aldığı 2 milyon 301 bin 343 oya rağmen %8,18 oy oranı ile baraj altında bırakırlar...
Ankara Keçiören`den aday olan Başbuğ Alparslan Türkeş`e karşı da yine milliyetçi olduğu beyan edilen Doğru Yol`da Baki Tuğ, ANAP`ta Mustafa Taşar, kendilerine verilen rolün gereğini yaparlar. MHP`yi Meclis dışında bırakma hayalleri 99 Seçimlerine kadar gerçek olur.
Ve yıl 1997... Tarih 4 Nisan...  Hak vaki oldu, Başbuğ Alparslan Türkeş uçmağa vardı. Ruhu şad, mekânı cennet olsun...
Doğumunun seneyi devriyesinde, Türk milliyetçiliği yolunda hizmet etme hayalinde olanlara O`nun çok ehemmiyet verdiğim birkaç vasiyeti ile yazımı noktalayalım:
* "Hepiniz birer Türk bayrağısınız. Bayrağı lekelemeyin, kirletmeyin yere düşürmeyin."
* "Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır."
Yeni bir yazıda buluşmak umuduyla...

 

GÜNDEM 25.11.2021 01:41:00 0