Devlet Bahçeli: Atanamayan öğretmenler sorununa neşter vurulmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hiçbir hakkı öğretmenlerimize fazla göremeyeceğimizi belirterek, ekonomik durumlarının iyileştirilmesini, atanamayan öğretmenler probleminin tümüyle bitirilmesi gerektiğini söyledi.

ANKARA (üçüncüsayfahaber) – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, hiçbir hakkı öğretmenlerimize fazla göremeyeceğimizi belirterek, ekonomik durumlarının iyileştirilmesini, atanamayan öğretmenler probleminin tümüyle bitirilmesi gerektiğini söyledi. Devlet Bahçeli, atanamayan öğretmen sorununa neşter vurulmasını, bu konunun artık kapanması çağrısında bulundu.
MHP lideri Devlet Bahçeli, “Öğretmen köklü nesillerin mimarı, körpe niyetlerin mihmandarıdır. Öğretmen bir şahıstan şahsiyet çıkaran, insana insanlığın inceliklerini anlatan, hamlığı olgunlaştıran zanaatkârlardır” dedi.
24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ MESAJI
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugünkü TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşmanın ikinci bölümünde ülkemizin daha da gelişmesinin öğretmenlerin kalitesinde eğitim materyallerine, güncel kütüphanelere ve geliştirilmiş müfredata bağlı olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’un fethinden sonra şehre girişinde, onu karşılayan halk, Hocası Akşemsettin’i Fatih zannedip ona çiçekler uzatmıştı.
Akşemsettin ise “Padişah ben değilim” diyerek yanındaki büyük hünkarımızı işaret etmiş, o da “Padişah benim, ama o benim Hocamdır. Çiçekler de ona layıktır” sözüyle muazzam bir vefa örneği sergilemişti.
Hafızalarımızdaki bir başka rivayette şudur:
Mısır seferinden dönüş yolculuğunda, Yavuz Sultan Selim’in kaftanına Anadolu Kazaskeri, aynı zamanda Hocası Kemalpaşazade’yi taşıyan attan çamur sıçramıştı.
Bunun üzerine Yavuz Sultan Selim, bu çamurlu kaftanını övünç sayarak vefat ettiğinde sandukasının üzerine örtülmesini emretmişti.
Hoca-talebe, öğretmen-öğrenci, öğreten-öğrenen ilişkisi Türk-İslam medeniyetinin temerküz etmiş madde ve mana külliyatının bir bakıma icması ve ibrasıdır.
Adına ne dersek diyelim, ister hoca, ister öğretmen olsun, medeniyet meşalemizi tutan müşfik eller bellidir, hürmete ve sevgiye de ziyadesiyle müstahaktırlar.
ÖĞRETMEN KÖKLÜ NESİLLERİN MİMARI
Aziz büyüklerimiz, “İlim Çin’de de olsa gidip alınız” öğüdünden tutun da “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözüne kadar öğrenmenin, öğretmenin zamanlar üstü önemine hayranlık uyandıran bir şekilde temas etmişlerdir.
Öğretmen köklü nesillerin mimarı, körpe niyetlerin mihmandarıdır.
Öğretmen bir şahıstan şahsiyet çıkaran, insana insanlığın inceliklerini anlatan, hamlığı olgunlaştıran sanatkârdır.
Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutlayacağız.
Onların milli hayatımızdaki, eğitim ve öğretim sistemimizdeki müstesna yerlerini, muhterem hizmetlerini konuşacağız.
Bunu yaparken sorunlarını samimiyetle ele almak, duyarlılıkla ve empatiyle onları anlamak, beklentilerini sırasıyla karşılamak; nihayetinde sosyal, ekonomik ve mesleki taleplerini bihakkın yerine getirmek durumundayız.
Elbette öğretmenlerimizi yılın sadece bir gününe sıkıştırıp, sadece bir gününde hatırlamak hakkaniyet ölçüleriyle bağdaşmayacaktır.
Merhum Yahya Kemal Beyatlı, “maziyi vatandan ayırmanın, ruhu bedenden ayırmak kadar imkansız” olduğunu söylemişti.
Öğretmeni de Türkiye’nin gelişme ve büyüme mücadelesinden ayrı görmek, ayrı bir yere koymak takdir edersiniz ki söz konusu değildir.
Eğitimin amacı, bireyin kendini gerçekleştirmesi, kendine ve topluma yararlı hale gelmesi, ortaya çıkan sorunlara çözüm bulma, problem çözme yeteneğinin kazandırılmasıdır.
ÖĞRETMEN; EĞİTİM SİSTEMİNİN EN TEMEL ÖĞESİ
Bu sürecin rehberi öğretmenlerimizdir.
Öğretmenler, eğitim sisteminin en temel öğesidir. 
Bir ülkenin kalkınmasında, nitelikli insan gücünün yetiştirilmesinde, toplumdaki huzur ve sosyal barışın sağlanmasında, insanın sosyalleşmesi ve toplumsal hayata hazırlanmasında, milli kültür ve değerlerinin genç kuşaklara aktarılmasında öğretmenlerimiz başroldedir.
Sorunsuz öğretmen sorunsuz eğitim ve öğretim demektir.
Sınıfında öğrencileriyle baş başa kaldığında, kirasını nasıl ödeyeceğini, nasıl geçineceğini, borç yükünün altından nasıl kalkacağını düşünen, kaygılarıyla korkuları arasına sıkışan bir öğretmenin verimli olması, kendisinden beklenen faydayı gösterebilmesi mümkün müdür?
ÖĞRETMENLERİMİZ HUZURLUYSA EVLATLARIMIZ DA HUZURLU OLACAKTIR
Öğretmenlerimiz huzurluysa evlatlarımız da huzurlu olacaktır.
Bu gerçeği artık hepimizin görmesi şarttır.
Geleceğimizden tasarruf edemeyeceğimize göre, hiçbir hakkı öğretmenlerimize çok göremeyiz, onlardan esirgeyemeyiz.
Mesela atanamayan öğretmen sorununa neşter vurulmalı, bu konu artık kapanmalıdır.
Ülkemizin daha da gelişmesi, öğretmenlerin kalitesine, eğitim materyallerine, güncel kütüphanelere, geliştirilmiş müfredata bağlıdır.
Bunların hepsi gereklidir, ama kalifiye ve iyi motive olmuş öğretmenler olmadan diğerlerinin hiçbir anlamı olmayacaktır.
Merhum Prof.Dr.Sühely Ünver, Hattat Hacı Nuri Korman’ın yazdığı bir levhadan şunları aktarmıştı: “Tevazu bir ibrişimdir, cümle ahlak incileri onunla dizilir.”
Öğretmenlerimiz bizim gözümüzde ahlak incileri, tevazu ziynetleridir.
SORUNLARINI BİLİYORUZ, ŞİKAYET VE SİTEMLERİNİN FARKINDAYIZ
Öğretmenlerimizin sorunlarını biliyoruz.
Onların şikâyet ve sitemlerinin farkındayız.
Parti olarak öğretmenlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi, maddi ve manevi beklentilerinin mümkün olan en üst seviyede temini amacıyla elimizden gelen her çabayı göstereceğiz.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesillerin yetişmesinde emek verip ter döken öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Evlatlarımıza vatan ve millet sevgisini aşılayan, akıl ve ahlak gelişimlerini sağlayan, kültür hazinesi, tarih çeşmesi, bilgi aydınlığı olan öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.
Şehit öğretmenlerimize Allah’tan rahmetler niyaz ediyorum.
Halen görevde olan öğretmenlerimize başarılar diliyor, emeklilik hayatlarını geçiren öğretmenlerimize de sağlıklı ve uzun bir hayat temenni ediyorum.”

 

SİYASET 23.11.2021 11:45:00 0