MHP bir siyaset mektebi, bir fikir ekolü, bir inanç akımı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bir siyaset mektebi, bir fikir ekolü ve bir inanç akımı olduğunu bildirdi.

ANKARA (üçüncüsayfahaber) – Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin bir siyaset mektebi, bir fikir ekolü ve bir inanç akımı olduğunu bildirdi. Devlet Bahçeli, “Milliyetçi Hareket Partisi, yeni bir siyasi hareket değildir. Tam 52 uzun yıldır çetin şartlarda, zorlu dönemlerde, kurşun gibi ağır ortamlarda mücadele kararlılığını sürdürmüş bir siyaset mektebi, bir fikir ekolü, bir inanç akımıdır” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugünkü TBMM Grup Toplantısında yapmış oldukları konuşmanın ilk bölümünde Türkiye üzerindeki stratejik oyunların farkında olduklarını, akıp giden hadiselerin iç yüzünü geçmiş gelecek ve bugünkü boyutuyla kavrayıp, tahlil edecek maharete ve marifete çok şükür sahip olduklarını ifade ederek şöyle dedi:
ANI VEGÜNÜ KURTARMA TELAŞINA DÜŞMEDİK
“Siyasette anı veya günü kurtarma telaşına bugüne kadar hiç kapılmadık, hiç de aklımızdan geçirmedik.
Sahip olduğumuz sorumlulukların bilinciyle, tarihi misyonumuzla, millete mensubiyet şuurumuzla ufuk ötesine ışıklar saçan, bunu yaparken de hayatın gerçeklerinden kopmayan bir vizyon enginliğinin takipçisi olduk.
Ne istiyorsak milletimiz için istedik.
Neyi hedeflediysek ülkemiz için diledik.
Bizim sırasıyla üç hedefimiz vardır:
Gerçekleşecek hedef, ulaşılacak hedef, son kerte de nihai hedeftir.
İlk iki hedefi gerçekleştirmeden İla’yı Kelimetullah olan nihai hedefe ulaşmamız pek tabii zordur.
MHP, BİR SİYASET MEKTEBİ
Milliyetçi Hareket Partisi yeni bir siyasi hareket değildir.
Tam 52 uzun yıldır çetin şartlarda, zorlu dönemlerde, kurşun gibi ağır ortamlarda mücadele kararlılığını sürdürmüş bir siyaset mektebi, bir fikir ekolü, bir inanç akımıdır.
Yarım asrı geçen siyaset tecrübemiz tehlikeler karşısındaki dikkatimizi, tehditler karşısındaki dirayetimizi, tahrikler karşısındaki dengeli tavrımızı adeta kemikleştirmiştir.
Türkiye üzerindeki stratejik oyunların farkındayız, akıp giden hadiselerin iç yüzünü geçmiş, gelecek ve bugün boyutuyla kavrayıp tahlil edecek maharete ve marifete çok şükür sahibiz.
DİBİ GÖRÜNMEYEN KUYULARDAN SU İÇMEYE HİÇ YANAŞMADIK
Şimdiye kadar dibi görünmeyen kuyulardan su içmeye hiç yanaşmadık.
Üzeri çiçeklerle örtülen, çevresi cazibeyle örülen, altı derin uçurumlara açılan tuzaklara aldırmadık, aldanmadık.
Bizi bilenler bilir. Bizi tanıyanlar iyi tanır.
Biz kendimiz için hiçbir şey aramayız, istemeyiz, beklemeyiz.
Bizim geçmişte dile getirdiğimiz “önce ülkem ve milletim, sonra partim ve sonra ben” ilkesi aslında bu hassasiyetimizin bir ifadesidir.
Ancak mevzubahis Türk milleti olursa, ihtiraslarımızın, iddialarımızın, ilerleme azmimizin sınırı da olamaz.
MHP, MİLLETİYLE YEKVÜCUT
Bu yüzden Milliyetçi Hareket Partisi milletiyle yekvücuttur. 
İftiharla söyleyebilirim ki, Milliyetçi Hareket Partisi, milliyetçiliğin bengü taşlara nakşedildiği devirlerden günümüze kadar gelen ve buradan da geleceğe uzanan milliyetçilik fikriyatının son siyasi teşkilatıdır.
Bizim siyasi mücadelemizin yol haritasında sabır, akıl, şuur, iman, denge, ihtiyat yer almaktadır.
Türkiye’yi taviz, teslimiyet ve tükeniş döngüsüne mahkum etmek isteyenlerle hesabımız vardır.
Türk milletini istismar ve sömürü çarkında öğütmek için faal halde bulunan çevrelerle görülecek meselemiz vardır.
Bildiğiniz gibi milliyetçilik millet olma halinin şuurla kavranması ve savunulmasıdır.
Bir millete mensup olmak başkadır. Bu mensubiyetin devamını yüreklice savunmak başka bir anlam ifade eder.
Ancak millet yalnızca sosyo-kültürel bir toplumsal uzlaşma alanı değil, aynı zamanda politik bir uzlaşmanın da eseridir.
Özellikle demokratik milli devletlerde, toplumun ortak veya benzer taleplerle şekillenen ortalama bir politik uzlaşma arayışının temeli;
•    İnsanın nasıl yaşayacağı,
•    Ailesini nasıl geçindireceği,
•    Nasıl yönetileceği,
•    Hangi hakları talep edeceği,
•    Ve bunları kendisine kimin ve nasıl ulaştıracağı gibi çağdaş beklentilerdir.
BEN VE BİZ ARASINDA TİTİZ BİR DENGE
Millet birliğini bozan yalnızca dilde, inançta, ülküde farklılaşma değil; nasıl yönetileceği ve hangi hakları isteyeceği konusunda karar verememekten kaynaklanan gelgitler ve tereddütlerdir.
Bir siyasi parti olarak bizim görevimiz bu tereddütleri kaynağında gidermek, muhtemel kafa karışıklıklarını zamanlama yanlışına düşmeden telafi etmektir.
Bu nedenle "biz" odaklı bir anlayışın temsilcisi olan milliyetçiliğin "ben" ile olan bağlantısını dikkate alarak "ben ve biz" arasında titiz bir denge oluşturmak durumundayız.
Milliyetçiliğin anlamı olan "biz", sayısız "ben"lerden oluştuğuna göre insanlarımızın akut sorunlarını seslendirerek milletimizin sorunlarını da dile getirmiş olacağız, böylelikle millet ve insan eksenli bir siyaset gelişimine hizmet edeceğiz.
Bu durumda, insanın maruz kaldığı her sorun siyasetimizin ilgi ve çözüm sahasına mutlaka girmek durumundadır.
Siyaset yapıyor olmanın gereği ve gerçeği de budur.
Bu kaçınılmaz gerçek,
•    Köylüden çiftçiye, memurdan işçiye, esnaftan sanayiciye kadar yerleşen ekonomik işbölümünü;
•    Çalışandan işsize, gençten yaşlıya, emekliden engelliye kadar var olan toplumsal çeşitliliği,
•    Bankacıdan borsacıya, bürokrattan yöneticiye kadar idari ve mali yapıyı kapsayan büyük bir kompozisyonun tanımıdır.
Üstelik bu kompozisyon sabit ve durağan bir yapı değildir. 
Nitekim değişen, gelişen, dönüşen, etkilenen bir canlı organizma gibi tükenmeyen bir oluşumun ifadesidir.
Milliyetçi Hareket Partisi, içinde milletin olmadığı, insanımızın refahının, ferahının ve selametinin gözetilmediği hiç bir hedefi asla kabul etmeyecektir.
VERDİĞİMİZ BİR SELAMLA BİN KALBE GİRDİK
“Adım Adım 2023, İl İl Anadolu,” temasıyla sürdürdüğümüz çalışmalarımızın esası ve özü bu düşüncelerimde mahfuzdur.
Müsterih bir vicdanla diyebilirim ki;
Milletimizin her güzel insanını hızır, ülkemizin her gününü de Kadir gören bir gönül derinliğiyle geçtiğimiz hafta da dahil olmak üzere 30 Ekim 2021 tarihinden bugüne kadar 55 ilimizi ziyaret ettik.
Gittiğimiz her yerde coşkuyla karşılandık.
Bu vesileyle Anadolu’nun yollarına düşüp vatandaşlarımızla kucaklaşan bütün dava arkadaşlarımı, fedakâr teşkilatlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum.
İnanıyorum ki, verdiğimiz bir selamla bin kalbe girdik.
Dert dinledik, deva olacağımızın sözünü verdik.
HIZIMIZI DAHA DA ARTIRACAĞIZ
Cumhuriyeti’mizin 100’üncü yıl dönümüne kadar hızımızı daha da arttıracağız.
Şu hususu özellikle hatırınızda tutunuz ki, bizimle kim uğraşıyorsa, hâlâ sorumluluğumuz devam ediyor, millet düşmanlarına korku salıyoruz demektir.
Onun için dedikodular, fitne ve fesat salgınları bizleri yıldıramaz, kesif saldırılar bizleri korkutamaz, yolumuzdan caydıramaz.
Bu kutlu davanın gücüne asla ve asla sekte vuramaz. 
Olsa olsa bizlere doğru yönde olduğumuza dair güç ve fikir verir.
Kendimizi bilir, hasmımızı bilmezsek başarısızlık kaçınılmazdır.
Kendimizi bilmez, hasmımızı bilirsek yine başarısızlık mukadderdir.
Ama hem kendimizi hem de hasmımızı bilirsek Allah’ın izniyle başarı bizimdir, zafer bizimdir, gelecek bizim olacaktır. 
KİM TÜRK MİLLETİNİN HASMI İSE BİZİM DE HASMIMIZ
Kim Türk milletinin hasmı ise, eğmeden bükmeden söylüyorum ki, bizim de sonuna kadar hasmımızdır.
Türk milletinin, Milliyetçi Hareket Partisi’nin ve Cumhur İttifakı’nın karşısında oğul veren, elma kurdu gibi üreyen, virüs gibi yayılan hasımların kimler olduğunu bilmek, tarafımızı açık etmek mecburiyetindeyiz.
Bizim tarafımız millettir, bizim tarafımız demokrasidir, bizim tarafımız mazlumlardır, masumlardır, mağdurlardır, gariplerdir, tüyü bitmemiş yetimlerdir.
MHP, BİR SEVDA YUMAĞI BİR DAVA ONURUDUR
Partimiz bir gönül çemberi, bir sevda yumağı, bir dava onurudur.
Milliyetçi Hareket Partisi’ni her zaman doğru anlayan, Cumhur İttifakı’nı doğru anlatan, bununla kalmayıp her zaman sahip çıkan, bundan sonra da çıkacak Türkiye Sevdalıları hep var olacaktır.
İnanıyorum ki, onlar her geçen gün daha da büyüyüp güçlenecek, her türlü oyunu bozacaklardır.
Milli Şairimiz Mehmet Emin Yurdakul’da, yüzyıl önce anlamını bulduğu gibi Milliyetçi Hareket’in ve Cumhur İttifakı’nın sevdalıları;
En hakir insanı kardeş sayan bir erdem,
Esir yaratmayan Allah'a yürekten bir iman,
Paçavralar altındaki yoksulun yaraladığı bir vicdan, 
Ve "mazlumların intikamını almak” için doğduğuna inanan bir kudret ile yoğrulmuşlardır.
Tam bir hafta önce ebediyete irtihal eden ve rahmetle andığımız Diriliş Şairi Merhum Sezai Karakoç ne güzel de söylemiş: “Geceye yenilmeyen her kişiye ödül olarak bir sabah, bir gündüz, bir de güneş vardır.”    

 

SİYASET 23.11.2021 11:25:00 0
Anahtar Kelimeler: siyaset mektebi fikir ekolü inanç akımı