Ertuğrul SUBAŞI / AHVAL


Bu bayrak düşmez yere ölmedikçe son kuzu!

Ruhi Kılıçkıran düştü ok gibi yüreğimize. Süleyman Özmen ile nişane oldu gömleğimizde kan. Yusuf İmamoğlu ile yüreğime oturdu simit. Önkuzu ile nefessiz kaldı ciğerlerimiz.


Kanımız aksa da zafer İslam’ındır!
Nidalarımız ile arş titredi, kanımızla güller sulandı. Çünkü Ülkücü Hareket bir slogan bütünlüğü değildi. Acılar üzerinden siyaset yapan ve kan üzerinden hareket eden bir yapı asla olmadı. Ülkücü Hareket şehitlerin yol başçısı olduğu Bir ölüp bin dirilen bir destan hareketidir. En uzun destanlara baş kaldıran bir hareketin mensubu olmak. Aidiyet, teslimiyet ve adanıp iman edenlerden olmak bir gururun ve yaşam tarzının tezahürüdür.

Bu bayrak düşmez yere
Ölmedikçe son kuzu

Kan sızmıyordu, adeta kanımız üniversite kapılarında sel olmuş idi. Damla değildi adeta kan tufanı idik. Bu kasırgalar ile Mücadelemizde hiç bir engel tanımayacağımızı dile getiriyorduk Türk İslam Ülkücüleri olarak. Türk İslam Ülkücüleri; Türklüğün gurur ve şuuru, İslam’ın ahlak ve faziletini iliklerine kadar yaşamış ve yaşatmış olmanın teslimiyeti ile biz vurulduk bu vatan için. Biz toprağa düştük hilal ve yıldızımız için. Biz yılmadık ezanımız için. Biz vazgeçmedik namusumuz için. Biz kim var demedik, Devletimiz için biz varız dedik. Biz toprağa düştük ama, Kızılların karşısında düşmedik. Satılmadık beş kuruş ile parti kuranlardan olmadık. Satılmadık senetler ile binalar kuranlardan olmadık. O üniversite kapılarında Ülkücüler şehit oldu. Ülkücüler işkence gördü. Ülkücüler çile çekti. Ülkücüler baş eğmedi. Ülkücüler banane demedi. Ülkücüler bize ne demedi. Ülkücüler dün şuuruyla, bugün aidiyet ile, yarınlar için mücadele etti. Ülkücüler düştü toprağa Allah Vatan Millet uğrunda.

Komünist vatan hainleri karşısında Ülkücüler direndi. Kızıl kahpeler karşısında, güneşi içecez deyip kan içenler karşısında, Marksist-Leninistler toprak çanaklar ile içtiler bu milletin kanını. Marksist-Leninistler Anadolu’nun bağrı yanık evlatlarına zulmettiler. Ateşin piçleri vatanı ateşe vermeye kalktılar.

Davudi sesiyle Başbuğumuz "Fakülteler bizimdir!" buyruğunu verdi. "Ferman Başbuğun, fakülteler bizimdir" diyerek verildi canlar.

Ruhi Kılıçkıran düştü ok gibi yüreğimize.

Süleyman Özmen ile nişane oldu gömleğimizde kan.

Yusuf İmamoğlu ile yüreğime oturdu simit.

Önkuzu ile nefessiz kaldı ciğerlerimiz.

23 Kasım 1970

Kılıçkıran, Özmen, İmamoğlu akabinde Önkuzu.

Anadolu’nun bağrı yanık Ülkücüsü. Kızıl Komünistler tarafından işkenceler gördü. Görmediği işkence kalmadı.

Ülkücü Hareketin ölümleri öldüren yiğidi idi Önkuzu. O Ertuğrul Dursun Önkuzu, o Hamza yürekli Ülkücü.

O karanlığı yırtan Başbuğun evladı.

Zile’nin gencecik evladı.

Komünistler tarafından ciğerleri bisiklet pompası ile şişirildi; patlatıldı Türk İslam’ı ciğerine çeken Önkuzu’nun.

Bilekleri kesildi Önkuzu’nun. Darbeler, işkenceler, dayaklar, hakaret ve zulümler. Üniversite koridorunda çınlıyordu.

Önkuzu Allah dedikçe arş titriyordu. Önkuzu vatan dedikçe gök kubbe iniyordu.

Nefessiz kaldık 23 Kasımda. Soluğumuz kesildi. Ertuğrul Dursun Önkuzu ciğerleri patlatılıp okulun penceresinden aşağı atıldı...

Kahrolsun Kızıl Komünizm ve yerli iş birlikçileri.

Kefenindeki kan dinmedi, aynı bizim kinimiz gibi.

Vazgeçmedi Türk İslam Ülküsünden Önkuzu. İman ettiği dava uğrunda şehadeti kucakladı Önkuzu. Tıpkı 1944 de işkenceye maruz kalan Başbuğumuz gibi. Kılıçkıran, Özmen, İmamoğlu gibi.. Can verdiler Türk İslam Ülküsü için, Vatan için! Bayrak için! Devlet için!
Şehadetinin seneyi devriyesinde Ülkücü Şehidimiz Ertuğrul Dursun Önkuzu ağabeyi rahmetle yad ediyorum 
Ruhu şad mekanı cennet olsun. 
Kuzular koç olacak,
Toy, düğün, göç... olacak
Bu yıl ki kuzuların
Adları ‘öç’ olacak!