Ebru GENÇ / KORKMAZ


Fırat Yılmaz Çakıroğlu...

#İyikiDoğdunFırat


Hayat koşturmacası içinde “Yapacağım” deyip hiç yapamadığımız şeyler var; bir de “Unuturum” deyip hiç unutamadıklarımız. 
Evet, ne gül yüzünü unutmamız mümkün ne de kahpece şehit edilişini Fırat’ım… 

Gözlerim dolu, kalbim karanlıklarda kaybolmuş bir halde; gecenin elem veren karanlığında yazıyorum bu satırları… Söz konusu bir vatan evladıysa bazen gecenin karanlığında saklanmaya, elemini ve efkarını gizlemeye ihtiyacın vardır çünkü…

Tatlı bir heyecanla başladı her şey; güzeller güzeli annen sana gebe olduğunu öğrendiğinde…

Sırf seni korumak için birçok alışkanlığından vazgeçti belki de… En sağlıklı olanı yedi içti, yavaş hareket etti, bebeğine zarar gelmesin diye… Dokuz ay boyunca ne hayaller kurdu; ne savaşlar verdi bedeni, ruhu ve çevresi arasında…

O kutlu günde seni aldı kucağına ve adını Fırat Yılmaz koydu… O günden sonra Fırat Nehri gibi çağladın ve hiç Yılmadın Fırat’ım…

Ne huzur dolu süreçlerdi kim bilir ilk dikkatli bakışını keşfetmek, ilk bilinçli gülüşünü seyretmek, ağzından çıkan ilk kelimeleri duymak, ilk adımlarını izlerken sevinç kahkahaları atmak, ilkokula başlaman, ilk diplomaların ve başarılarını görmek, duymak…

Ne acı dolu süreçlerdi kim bilir ateşlendiğin gecelerin sabahını beklemek, düştüğünde kanayan dizlerinin kanını silmek, havalar soğuyunca üşüdüğünü düşünmek, kocaman bir delikanlı da olsan hastalandığında ilaçlarını düzenli almadığını düşünmek, anlık da olsa mutsuz olabilme ihtimalinin ana yüreğine çöreklenmesi…

Yıllar yılları kovaladı ve sen büyüdün; yüreği mangal, gözleri kor bir delikanlı oldun. Mezalime karşı dimdik duruşlarını dinledik dostlarından, kimlere kimlere kafa tuttuğunu dinledik ülkü neferlerinden ve nasıl bir insan olduğunu dinledik annenden, sevdiğinden, sevenlerinden…

Sonra bir gün, sevinçlerimiz değil; kalp yangımız oluverdin. Ömrün boyunca hiç görmediğin ve belki ömrün yetse de tesadüfen dahi olsa hiç göremeyeceğin kim bilir kaç bin kişi bıraktın arkanda güzel yüzüne bakıp da sessizce ağlayan. Kim bilir kaç bin kişi senin adını koydu evladına, kim bilir kaç göz gezindi mukaddes kitabımızda sana dualar okumak için, kim bilir kaç kişi senin fotoğraflarınla donattı evinin duvarlarını, telefon ekranını, defter ve kitaplarını… 

Belki de “24” yıllık küçük bir hikaye iken bir anda unutulmaz bir efsaneye dönüştün Fırat’ım… Bizi yaktın, kül ettin; ama iyi ki doğdun, ad günün kutlu olsun. Adın her daim var olsun, Türk ırkı sağ olsun ve eğer seni unutursak kanımız kurusun!

#İyikiDoğdunFırat



YAZARLAR