Ebru GENÇ / KORKMAZ


Saygı diyerek kaybettiğimiz millî değerlerimiz

Yıllardır yanlış anlaşılan ve farklı amaçlar için anlamı ve kullanış amacı çarpıtılan bir kelimeden bahsetmek istiyorum; Saygı…


Yıllardır yanlış anlaşılan ve farklı amaçlar için anlamı ve kullanış amacı çarpıtılan bir kelimeden bahsetmek istiyorum; Saygı…
 
Saygı yıllarca bizlere öğretilen ve öğretilmeye devam eden bir kavram… Peki nasıl oldu da hala öğretildiği halde toplum bu kadar değişti sormadan edemiyor insan. 

Sizce de bu işte bir tuhaflık yok mu? 

İnsanların beyni boşaltılmaya ve yerine çarpık fikirler kazınmaya çalışılıyor; bunu da “Saygı” ile yapmaya çalışıyor ve genelde de maalesef ki başarılı oluyorlar…

Eskiden insanların -bölücü olmayan ve etnik ayrımcılığın kapılarını sonuna kadar kapatmış fikirlerine- saygı duyulması gerekti de öğretilirdi. 

Şimdi “Saygı”yı bahane ettiler ve tüm bölücülüklerini ortaya döküp sonra buna ‘Fikir özgürlüğüdür, saygı duymalısınız’ diye insanlara yutturmaya çalıştılar. 

Sorarım sizlere teröristlik yapmak ve bunu utanmadan rahatça yapabilmek ne zamandan beri saygıya layık oldu? 

Sizler milli duruşlu insanlara, vatanseverlere, dindarlara, birlik ve beraberliği savunanlara karşı göstermediğiniz saygıyı ne zamandan beri teröristlere gösterir oldunuz?

Bana öğretilen saygı kelimesine uygun olmadığı için buna hiçbir zaman saygı duymadım ve bölücülük yapan tüm terör sempatizanlarına karşı susmamaya devam ediyorum!

Eskiden insanlar fakir ya da zengin olabilir; bu yüzden ne giyerse giysin saygı duyulması gerekir; böyle de öğretilirdi. 

“Saygı”yı bahane ettiler ve kadın gibi giyinen makyaj yapan tuhaf kılıklı ucubeler ve erkek gibi giyinip ortalarda gezen boş kafalı ucubeler türedi!

Sonra da ‘Herkes istediğini giyebilir; biz özgür insanlarız kimse karışamaz; saygı duymalısınız’ dediler. Bunu bir özgürlükmüş gibi gösterip LGTP’yi meşru kılmaya çalıştılar. 

Sorarım sizlere toplumun eğitici - öğretici yanı nerede kaldı? 

Kadına gösteremediğiniz saygıyı travestilere ne zaman gösterir oldunuz? 

Edebi, hayayı, ahlakı ne zaman sözde saygılarına değişir oldunuz? 

Ne zamandan beri lezbiyeni, travestisi, kırıtanı, sırıtanı bu memleketin topraklarında bu kadar “Saygın” bir yere layık görüldü? 

Bana öğretilen saygı kelimesine uygun olmadığı ve gençleri ahlaken kötü yönden etkileyip; toplum yapımızı bozmaya çalışan LGTP’ye hiçbir zaman saygı duymadım ve bunu meşrulaştırmaya çalışan tüm travestiseverlere de karşı susmamaya devam ediyorum!

Eskiden insanlar bilgiye ve bilgili olana; çalışana ve bir şeyler üretebilene saygı duyar, bu böyle öğretilirdi. Sonra “Saygı”yı bahane ettiler ve bedenini ön plana çıkarıp; soyunmaya başladılar. Sadece çıplaklıklarının ve boş beyinlerinin arkasına saklanıp; “Fenomen denilen ve işle meşgul oldukları belli bile olmayan tiplere ne yaparsa yapsın saygı duymalısınız” dediler. 

Bilim insanlarının görmediği saygıyı eksik eteklere, boş kafalılara, fındık kadar beyni olmayanlara gösterip; ruha ve akla değil üryan bedenlere saygıyı meşrulaştırmaya çalıştılar. Sorarım sizlere saygıyı dirsek çürüten; ömrünü ilime, fenne, bilime, edebiyata, tarihe adayan ve bir harf öğretmek için saçlarına aklar düşüren erbab-ı arif varken nasıl oldu da iki lafı bir araya getiremeyen boş kafalılara layık gördünüz? Ne zamandan beri doktora, öğretmene, avukata, işçiye gösteremediğiniz o saygıyı mayoyla gezenlere layık görür oldunuz? 

Bana öğretilen saygı kelimesine uygun olmadığı için ve yine gençlere kötü örnek olup; içlerini ve kafalarını boşaltmaya yönelik kasıtlı provokasyonlar olduğuna inandığım için hiçbir zaman saygı duymadım ve bunu meşrulaştırmaya çalışanlara tüm çıplakseverlere karşı susmamaya devam ediyorum!

Bunlar sistemli olarak yapılan ve bir amaç güden sözde değişimlerdir. Merhum Bayrak Şairimiz Arif Nihat Asya’nın da dediği gibi;
“Bize bir nazar oldu,
Cumamız Pazar oldu!
Ne olduysa hep
Azar azar oldu!”

Bu sözde değişimler ile insanların tabiatını bozmaya çalışanlara inat yüzyıllar önceden halkını uyarmış Bilge Kağan’ın seslenişini anımsatmak istiyorum: 
“EY TÜRK! TİTRE VE KENDİNE DÖN!”