Niyazi TUNCER / CAN MAMAK


Türk Birliği

Yine, hayalinde ve gönlünde ”Türk Birliği" ateşi ile yanan Ülkücüler, bizler bayram ettik. Bayramımız kutlu olsun.


Yıl 1992'nin kavurucu bir Temmuz günü idi... 

O zamanki adı Milliyetçi Çalışma Partisi olan MHP’den geçmişte birlikte çalıştığımız bazı arkadaşlar ayrılarak kendilerine yeni bir yol çizmişlerdi. 

MÇP’den ayrılan bu kesim, kendilerince oluşturdukları argümanlarla başta Cennetmekan Başbuğ Alparslan Türkeş ve MÇP Genel Merkezini aklın alamayacağı bir şekilde suçluyorlar; ayrılık gerekçelerini sözde delillendiriyorlardı. 

Milliyetçi Çalışma Partisi’nin teşkilatlarını boşaltıp bazılarına da kilit vurmuşlardı. Halbuki Ülkücü camia seçimlerden istediği sonuçları almış, Mecliste grup kurma gayretleri için var gücü ile çaba harcıyorken yaşanan bu ayrılıklar şok etkisi oluşturmuştu. 

Bazı arkadaşlar ayrılanlarla hareket etmişler, bazıları da teşkilatlarına sahip çıkmış, görevlerinin üzerine yeni görevler alarak mücadeleye devam etmişlerdi. 

Bir çoğunun da o meşhur balkonlara çıkıp, balkondan “Ayrılanlar mı güçlü çıkacak yoksa Türkeş mi güçlü çıkacak?” diye izlemeye başladığı dönemlerdi. 

Dikkat buyurun! “Hangisi haklı hangisi doğru” diye değil, "Hangisi güçlü çıkacak" diye.

Ve o dönem; Sovyetler Birliği’nin dağıldığı, birlik içerisindeki Türk devletlerinin bağımsızlıklarını kazandığı dönem.

Böyle bir dönemde teşkilatlarda kalan bizler, bu meseleleri partililerimize ve milletimize anlatmak için gece gündüz toplantılar yapıyor, inandığımız doğruları anlatıyorduk. 

Yine böyle bir günde toplantılarımızı bitirmiş, akşamın geç vaktinde Mamak İlçe Başkanlığımıza döndüğümüzde, Site Yurdunda kalan öğrenci arkadaşlarımızın bizi beklediğini gördük. Bizim Ocaklı arkadaşlarımız misafirlerle bizi tanıştırıyorlardı. 

“Başkanım; bu arkadaşlar Azerbaycan’dan, bunlar Özbekistan’dan, bunlar Türkmenistan’dan” diye anlatıyorlar, biz de büyük bir heyecan içinde o an için bu dünyadan kopmuş sanki rüya alemindeydik. 

Hayallerimiz gerçek olmuş işte Türk Birliği kurulmuş, Turan gerçek olmuştu. Ne günün yorgunluğu, hatta ne de günlerin yorgunluğu kalmıştı. Birileri dağıtmaya çalışırken işte birlik oluşmuştu.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Türk Birliğinin bir gün hakikat olacağına inancım tamdır. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım” öngörüsü gerçek olmuştu.

Bu yolda mücadele edilmiş, ömür verilmiş, şehit düşülmüş, idam edilmiş, tabutluklarda, c5’lerde işkenceler görülmüş ama sonuçta Türk Birliği kurulmuştu işte.

Cenetmekan Başbuğumuz bunun için “Kara Eylül”ün kara kalpli düzmece mahkemesinde idamla yargılanırken verdiği savunmada mahkeme heyetine; “Ne yaptımsa bilerek isteyerek yaptım, Türkiye ve Türk milleti için yaptım. Milliyetçiliği suç olarak kabul ediyorsanız, ölünceye kadar bu suçun faili olacağım... Mevzu vatansa hepimiz ölelim, mevzu makamsa hepiniz ölün...” diye haykırmıştı. 

O gün yaşadığımız bu olay bizi çok mutlu etmiş, gücümüze güç katmıştı.

12 Kasım 2021 günü Demokrasi ve Özgürlükler Adasında düzenlenen Türk Konseyi Devlet Başkanları 8. Zirvesini izlerken bunlar geldi aklıma… Bu anları, o güzel günü yeniden yaşadım. Üstelik adı da değişmiş, “Türk Devletleri Teşkilatı” olmuştu.

İzlerken kendi kendime dedim ki, başta Türkiye olmak üzere bütün Türk dünyasında bayram olur yer yerinden oynar. 

Çünkü hayal edenler göremeseler de hayalleri gerçek olmuştu.

Bu yolda şehit olanlar boşa şehit olmamışlar, çileler boşa çekilmemişti, “Dilde, fikirde, işte birlik” onaylanmıştı.

Başta bu çileli yoldan yürüyerek bu günlere gelenlerin günü bu… Hayallerin ilk anlatıldığı zamanlar ütopya diyen, karikatürler çizerek sözde dalga geçenlerin de, buruk bir şekilde katılacağı bir bayram olur diye bekliyordum.

Öyle de oldu; Azerbaycan’da, Özbekistan’da, Kırgızistan’da, Türkmenistan’da, Kazakistan’da, Macaristan’da, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde tam bir bayram havası… Basınında, medyasında bayram yapılırken, ne ilginçtir ki, Türkiye’de suni gündemlerle bu müthiş olayın üstü kapatıldı. 

Herhangi bir devletin, devlet başkanı Türkiye’ye geldiği zaman günlerce televizyonlarda, gazetelerde, köşelerde konuşulurken, her söz ve davranışları tartışma konusu olurken, büyük Türk milletinin kavuştuğu, kucaklaştığı bu olay sıradan bir iş ve işlemmiş gibi “Türk Birliği”ni istemeyen güçlerin ve işbirlikçilerinin oluşturduğu suni gündemlerin arasında kayboldu.

Yine, hayalinde ve gönlünde ”Türk Birliği" ateşi ile yanan Ülkücüler, bizler bayram ettik.

Bayramımız kutlu olsun.