bursa escort görükle escort bayan bursa escort görükle escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort alanya escort bayan antalya eskort eskişehir escort mersin escort alanya escort bodrum escort bayan alanya transfer porno izle porno izle sikiş izle sikis izle mobil porno izle porn izle hd porno izle canlı casino makrobet kacak bahis
bursa escort bursa escort escort bayan escort bayan escort bayan escort bayana escort bayan bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort görükle escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort
Bugun...


Dr. Ali GÜLER / TARİH

facebook-paylas
99. Yılında 30 Ağustos Zaferi ve İzmir'in Kurtuluşu-8
Tarih: 10-09-2021 10:41:00 Güncelleme: 10-09-2021 10:41:00


Başkomutan Paşa İzmir Yolunda 
 
Kaçan Yunan birliklerinden boşalan kentler ve kasabalar arkası arkasına Türk birliklerine kucak açıyorlardı. Türk orduları, 7 Eylül’de Aydın, 8’inde Nif (Kemalpaşa) ve Manisa’ya girmiş, 9 Eylül’de İzmir’de Akdeniz’e ulaşmışlardı. Şükrü Naili (Gökberk) Paşa, kazanılan zaferi dolaylı biçimde belirtircesine, şehre General Trikupis’in beyaz atı üzerinde girdi. Batı Anadolu’nun Yunan askerlerinden tamamen temizlenmesi; Bursa’dan (16 Eylül) sonra Çeşme (16 Eylül) ve Bandırma’nın da (18 Eylül) ele geçirilmesi ile tamamlanabilmiştir.
 
Türk birliklerinin İzmir Hükümet Konağı’ndaki Yunan bayrağını indirerek yerine Türk bayrağını yeniden çektikleri 9 Eylül’de Belkahve’den İzmir’i seyreden Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü geceyi Nif’te (Kemalpaşa) geçirdiler. Ruşen Eşref Ünaydın’ın anlattığına göre Başkomutan, zafer sevinci içinde hareketsiz kalan arkadaşlarını, “Yahu, İzmir’e girdiğimiz akşamdır bu! Bu kadar sessiz mi geçecek? Haydi, bari biz kendimiz şarkı söyleyelim” diye coşturmuştu. 
 
1919 Mayıs’ında Samsun’dan Anadolu içlerine İstiklal yürüyüşüne devan ederken yanındakilerle birlikte söyledikleri “Dağ başını duman almış!” marşında dile getirilen umut ve özlemlerin gerçekleştiğini yansıtan şen şarkılar söylediler o akşam…
 
Kılıç ve Yerdeki Yunan Bayrağı
 
Mustafa Kemal Paşa ve komutanlar ertesi gün (10 Eylül 1922) açık bir otomobil içinde ve halkın alkışları arasında İzmir sokaklarından geçerek Hükümet Konağı’na geldiler. Girdikleri odadaki masanın üzerinde, şehre ilk girecek kişiye verilmek üzere Buhara Türk Cumhuriyeti’nden gönderilen göz alıcı bir kılıç konulmuştu. Aslında Türk birliklerinden birçoğu eş zamanlı olarak İzmir’e girmişlerdi. Ancak limana ilk giren, bir süvari birliğinin başındaki Yüzbaşı Şerafettin olmuştu. Kılıç ona hediye edildi.
 
Mustafa Kemal Paşa Karşıyaka’da kendisi için hazırlanan köşke gelmişti. İçeri girerken merdivenlere bir Yunan bayrağının serilmiş olduğunu gördü. Bayrağı hemen kaldırttı. Kendisine, Kral Konstantin’in bu köşke Türk bayrağını çiğneyerek girdiği hatırlatılınca da “hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar etmem. Bayrak bir milletin şerefidir. Ne olursa olsun yerlere serilemez ve çiğnenemez” dedi. Büyük bir milletin, Türk milletinin büyük evladı, “savaşların milli simgelere ve insani duygulara saygısızlık için bir bahane olamayacağını” belirtiyordu. 
 
1923’te Ocak ayında İzmir’e gelen İngiliz gazeteci Grace Ellison bazı kimselerin Hükümet Konağı merdivenlerine Yunan bayrağı serdiklerini öğrenen Vali Abdülhalik Renda’nın da bu girişimi kınayarak bayrağı kaldırttığını anlatmaktadır.
 
Oğul Paşaya İkram: Ekmek, Tuz ve Karabiber
 
9 Eylül günü İzmir’e ilk giren birliklerimiz 5. Süvari Kolordumuzun birlikleri idi. Komutanları Fahrettin (Altay) Paşa, Kolordusu Karargâhı ile İzmir’e girerek kışlada kumandanlık dairesine yerleşti. İzmir’in salimen alındığına ve asayişin muhafaza edilmekte olduğuna dair yazılan raporu Kurmay Yüzbaşı Feridun (Dirimtekin) ile ve otomobil ile Nif istikametinde Garp Cephesi Orduları Komutanlığı’na gönderdi. Yüzbaşı Şerafettin ve arkadaşlarının balkonuna Türk bayrağını çektikleri ve içerisini düzene kattıkları Hükümet Konağı’na giderek Vali Vekili ile beraber halkın tebriklerini kabul etti.
 
Bir Merkez Komutanlığı teşkil ederek emrine inzibat kıtaları verildi ve emniyet teşkilatı yeniden işletilerek hükümet ve belediye işbirliği yapıldı. Şehirdeki yüz binden fazla Rum, Ermeni ve Musevilerin ileri gelenleri hükümete getirilerek asayişin muhafazası ve saklanmış düşman asker, silah ve eşyasının kışlaya gönderilmesi tembih edildi. Tümenlere iskân bölgeleri verildi, iaşeleri temin olundu. Yunan ordusunun terk ettiği mühimmat ve eşya depoları muhafaza altına alındı.
 
Halkın yapmakta oldukları şenliklerin gece yarısına kadar devamına müsaade edilerek ondan sonra herkesin evine çekilmesi ve sükûnetin muhafazası bildirildi. Sonrasını Fahrettin Paşa anlatıyor:
 
“Karşıyaka’da yalılar boyunda küçük bir evde oturan ihtiyar annemle teyzemi görmek için oraya doğru gittim. İhtiyar babam ve tüccar olan kardeşim Rodos’a kaçmak zorunda kalmışlardı. İzmir’de kalan teyzemin kocası Eczacı Yüzbaşısı Ahmet’i Yunanlılar işgal günü şehit etmişler, böylece iki ihtiyar kadın yalnız başlarına ev bekçisi kalmışlar.
 
Savaş sırasında zaman zaman gözlerimin önüne gelen evimize yaklaştığım sırada çarşaflı ve uzun boyu ile eğile eğile gelmekte olan anamı tanıdım. Bilmiyorum nasıl bir duygu içindeydim o anda. Atımı insiyaki bir şekilde ona doğru sürdüm ve önünde atımdan atlayıp ellerine sarıldım. Annem belki de o anda dünyanın en mutlu insanlarından birisiydi. Önce vatanı kurtulmuştu. Sonra ben onun oğlu muzaffer ordumuzun generallerinden birisi olarak İzmir’e ilk giren süvari birliklerinin kumandanıyım… Ve her şeyden önce beni sağ salim karşısında bulmuştu… İşte ihtiyar anacığım çeşitli heyecanlar içinde geçen ömründe bu yeni heyecanın ağırlığına dayanamadı ve:
‘Vay Fahrim…’ diyerek düşüp kaldı. 
 
Arkadaşlarım onu kucakladılar ve evimize götürdüler. Yaşlı anacığım askerlerimizden benim hakkımda bir bilgi alabilir miyim diye dışarı çıkmış imiş… Evde biraz oturdum. Teyzem küçük bir tepsi içinde bir dilim ekmekle biraz tuz ve karabiber ikram etti.
 
‘Hayrola…’ Diye sorduğum vakit, aldığım cevap şu oldu:‘İşte evladım son günlerde buna kalmıştık…’
 
Hasretimi bir parça olsun gidermiş, bu akşam işlerimin çok olduğunu bu sebeple gelemeyeceğimi ancak ertesi gün öğle vakti yemeğe gelebileceğimi söyledikten sonra tekrar ellerini öptüm ve görevimin başına dönmüştüm.”
 
Konstantin: “Bu Orduyla Cehenneme Giderim!”
 
İsmail Habip Sevük 12 Eylül 1922 günü Kastamonu Açıksöz Gazetesi’nde yayımlanan bir “Büyük Zaferin Nutku” başlıklı konuşmasında iki tarafın durumunu karşılaştırarak Kral Konstantin ve Venizelos’un oğlu ile ilgili şunları söylüyor:
 
“… Bu harp Türk’le Yunan’ın cengi değil, elinden her şeyi alınanla elinde her şeyi olanın cengiydi bu harp. Onlar askerlerini vagonlarla, biz çarıklarla sevk ediyorduk, onlar mühimmatlarını kamyonlarla getiriyor, biz kadınlarımızın sırtında taşıyorduk. Onların otomobillerine karşı bizde kağnılar vardı. Düşman yağmur yerine kurşun, kurşun yerine gülle, gülle yerine zelzele yağdırırken biz, zaman oldu ki, her gülleye bir kurşun, her kurşuna bir süngü, her süngüye bir yumrukla mukabele ettik. Öyleyken yenilmek onlara, yenmek bize düştü.
 
… Bu harp yalnız zulüm ile adaletin, haksızlık ile mağduriyetin, istila ile müdafaanın bir harbi değil, bu harp maddiyat ile maneviyatın bir harbi idi. Üç buçuk seneden beri yalnız haçla hilal, müşrik ile vahdaniyet değil madde ile ruh da çarpışıyordu.
 
Felsefe âleminde madde ile ruh mücadelesi diye bir şey var mı bilmiyorum, eğer varsa, bizim bu zaferimizle sabit oldu ki madde bir kere daha mağlup ve münhezim (bozguna uğramış), ruh bir kere daha galip ve mütealidir (El-Müteali: Aklın mümkün gördüğü her şeyden, her halden pek yüce olan, yüceliği tasavvur edilemeyen. Her türlü benzetme ve tasavvurdan uzak ve üstün olan).
 
Hatip (İ. H. Sevük) bize ‘madde’nin gururunu anlattı.
 
Konstantin İzmir’e çıktığı vakit askerine neşrettiği beyannamede ‘iki bin sene size bakıyor!’ demişti. Hakikaten iki bin sene onlara bakıyormuş, çünkü iki bin senenin gözü hiç böyle bir mağlubiyet görmemişti! Sonra Konstantin Eskişehir’de iken bir yabancı muhabirin ‘Ankara’ya gidecek misiniz?’ sorusuna şu cevabı vermişti: ‘Bu ordu ile Ankara’ya, Sivas’a değil, cehenneme giderim!’
 
Konstantin’in cehenneme giderim demesi ne kadar haklı imiş: İşte ordusu inhizamın (bozgunun) cehennemine gitti. O cehennemde yanıp kavruluyor. Venizelos’un oğlu Bursa’da Osman Gazi’nin Türbesi’nde, kılıçla bu ilk padişahımızın sandukasına vurarak, ‘kalk ey Türk, bak bütün tarih nasıl devriliyor’ demişti. Osman’ın ruhu şimdi ona haykırıyor:
 
‘Bak, Yunan yumurcağı, bin senelik bir tarih yüz senelik bir tarihi nasıl önüne katıp yuvarlayıverdi.’
 
Bu zafer yalnız bizim değil, bütün İslamiyet’in de zaferidir. Çünkü bu zaferle bütün İslam âlemine ve bütün Asya’ya yeni bir devir açıldı. Bu zafer yalnız İslam âleminin de değil bütün mağdur ve mazlum milletlerin bir zaferidir. Çünkü dünyanın bütün mağdur milletleri bizim bu zaferimizde cebir ve tahakkümle hakkın çiğnenemeyeceğini anlayacaklar ve bizim zaferimiz bütün o milletlere haykıracak:
 
- Benden ders alın!”
 
İzmir’in Kurtarılışı Büyük Yankı Yapıyor
 
Yunan birliklerinin 15 Mayıs 1919’da İzmir’de karaya ayak basmaları, Anadolu’daki milli uyanışın ve mücadele fikrinin, mücadele direncinin doğmasında en önemli ekenlerden biri olmuştu. Bu nedenle İzmir, Türk İstiklal Harbi’nin simgesi haline gelmişti. 9 Eylül 1922’de Yunanlıların gemilere doluşarak kaçmaları ile 3 yıl, 3 ay, 25 gün süren işgal sona ermiştir. Bu nedenle İzmir’in düşman işgalinden kurtarılışı hem yurt düzeyinde hem de yurt dışında büyük yankılar uyandırmıştır. Tevfik Paşa başkanlığındaki İstanbul Hükümeti bile kazanılan zaferi kutlamak gereğini duymuştu. “Kahraman yaradılışlı Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine” diye başlayan kutlama telgrafında, “Anadolu’muzun ve Türk ili olan ünlü İzmir kentimizin kurtarılması yolundaki üstün başarı, Osmanlılığın övünç tarihine pek parlak bir kahramanlık sayfası eklemiştir.” deniliyordu.
 
Hindistan ve Tiflis Müslümanları ile Buhara Türkleri Bilim Kurulu, Afganistan Elçisi Ahmet Han ve Sovyet Elçisi Aralov da zaferi kutlayanlar arasında idi. Hindistan Hilafet Merkez Komitesi Başkanı Chotani imzasıyla TBMM’nin Paris Temsilcisi Ferit Tek’e 5 Eylül’de çekilen telgrafta, “Yunan ordularına karşı kazandıkları parlak ve şanlı zaferden dolayı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleriyle muzaffer ordusuna Müslümanların en içten tebriklerinin iletilmesi” isteniyordu. Telgrafta aynı zamanda “8 Eylül Cuma günü Hindistan’daki camilerde Ankara Hükümeti’nin zaferini tamamlaması için dua edileceği” belirtiliyordu.
 
Fransa’nın Toulouse kentindeki Mısırlı öğrenciler de Ferit Tek’e çektikleri telgrafta Mustafa Kemal’i “Doğunun kahramanı” olarak nitelemişlerdir. Türk Kurtuluş Savaşı’nı Haçlılara karşı bir direnme hareketi olarak değerlendiren Afganistan Elçisi Ahmet Han ise telgrafında, “Müslümanlığı ve İslam vatanını savunma uğrunda yüzyıllardan beri Haçlı ordularının saldırılarına göğüs geren şanlı ve fedakâr evlatları, gazanız ve zaferiniz mübarek olsun!” diyordu. 
 
Ünlü şairimiz Yahya Kemal Beyatlı “Eğil Dağlar” isimli Milli Mücadele yazılarını topladığı kitabının başında 26 Ağustos 1922 tarihli şiirinde kazanılan zaferin İslam Dünyası için ne ifade ettiğini çok güzel açıklayacaktı:
“Şu kopan fırtına Türk ordusudur Yârabbî! / Senin uğrunda ölen ordu budur Yârabbî! / Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın, / Gaalib et, çünkü bu son ordusudur İslâm’ın.”
 
Sovyet Elçisi Aralov ise TBMM’ne gönderdiği kutlama yazısında, “Sovyet halkının Batı emperyalizminin küstahça isteklerine son verecek bu kesin zaferi sevinçle öğreneceklerini” belirterek, “İstanbul ve Edirne’nin de yakında kurtarılacağına inandığını” söylüyordu.
 
Mustafa Kemal: “Şark Meselesi Halledilmiştir!”
 
Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Karşıyaka’da Akdeniz sularını seyrediyordu. Sevinçli ve gururluydu. İzmir’e girdikten sonraki duygularını, kısa ve kesik cümlelerle tuttuğu not defterine şöyle yazdı: “15 Mayıs 1335 (1919) İzmir’i işgal. 3 sene 4 ay. Ben aynı günde İstanbul’u terk… O kara günde Karadeniz’den, bugün Akdeniz’deyim.”
 
Mustafa Kemal aynı notlarının devamında, işgalcilerin Anadolu’dan çıkartılmasını, Avrupa devletlerinin Osmanlı topraklarını paylaşmak için yüzyıllardır yürüttükleri “Şark Meselesi” (Doğu Sorunu/question d’orient) çözüme ulaştırılması olarak değerlendirecekti:
 
“Doğu Sorunu (Şark Meselesi) halledilmiştir. Doğu’daki azınlıkları korumak gibi ahmakça bir vesile ile Doğu’daki çoğunlukları esaret altına almaktan ibaret olan Doğu Sorunu… Cihan uygarlığına sorarım, bu mu uygarlık? Vahşiyane hareketlerde bulunanların, uygarlık, kişilik adına söz söylemeye yetkileri olabilir mi? Azınlıkları servet ve zenginlik içindeydi; kardeş gibi geçiniyorlardı. Bunları cani yapan kimdir? 
Tarih, İngiltere Hükümeti’nin böyle gülünç bir girişime umut bağlamasını hayretle yazacaktır. Maskara bir kavmi Türkiye’yi istila ettirerek cihangir yapmak!... Siyasi ve askeri bir aymazlık örneği!”
 
Mustafa Kemal Paşa’nın tarihi süreç içinden bakarak ortaya koyduğu bu düşünceler; artık Anadolu’da 19. Yüzyılın ortalarından itibaren “düvel-i muazzama” deyince dizleri titreyen Osmanlı Devleti yöneticileri ve aydınları yerine, Anadolu’da kendine ve Türk milletine güvenen yeni bir gücün, yeni bir Türkiye’nin doğduğunu ifade ediyordu. Türk milliyetçileri başarmış, emperyalizmi yenmişlerdi. Emperyalizmin yenilebileceğini mazlum milletlere de göstermişlerdi. 
 
İzmir’e Hasretlik Bitiyor: 400 Kilometre 15 Günde Yürünür mü?
 
Yunan birliklerinin 15 Mayıs 1919’da İzmir’de karaya ayak basmaları, Anadolu’daki milli uyanışın ve mücadele fikrinin, mücadele direncinin doğmasında en önemli ekenlerden biri olmuştu. Bu nedenle İzmir, Türk İstiklal Harbi’nin simgesi haline gelmişti. 9 Eylül 1922’de Yunanlıların gemilere doluşarak kaçmaları ile 3 yıl, 3 ay, 25 gün (40 ay/1213 gün) süren işgal sona ermiştir. Bu nedenle İzmir’in düşman işgalinden kurtarılışı hem yurt düzeyinde hem de yurt dışında büyük yankılar uyandırmıştır.
 
30 Ağustos 1922 Başkomutan Meydan Muharebesi sonunda, düşman ordusunun büyük kısmı dört taraftan sarılarak, Dumlupınar’da Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın ateş hatları arasında bizzat idare ettiği savaşta tamamen yok edilmiş veya esir edilmişti. Böylece tasarlanan kesin sonuç 5 gün içinde elde edilmiş ve hazırlanan plan tam başarı ile uygulanmıştı. 30 Ağustos 1922′nin gurur verici zaferi ile Mustafa Kemal, kaçabilen düşmanın takip edilmesini ve üç koldan Akdeniz’e (Ege Denizi) doğru ilerlemesini uygun buldu. “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, İleri!” diyerek, tarihi emrini 1 Eylül 1922′de verdi. 
 
Yunanlılar, İzmir’e doğru kaçmaktaydı. Türk orduları 1 Eylül’de Uşak ve Kütahya’ya, ertesi gün de Eskişehir’e girdiler. Bu arada Yunan Başkomutanlık Vekâletine getirilmiş olan General Trikupis, yanında bulunan II. Kolordu Komutanı Digenis, Tümen Komutanı Albay Vandalis ve diğer subaylarla birlikte Uşak’a bağlı Karlı köyünde esir alınmış ve önce İsmet İnönü’nün, arkasından Mustafa Kemal Paşa’nın huzuruna getirilmişlerdir. 
 
Kaçan Yunan birliklerinden boşalan kentler ve kasabalar arkası arkasına Türk birliklerine kucak açıyorlardı. Türk orduları, 7 Eylül’de Aydın, 8’inde Nif (Kemalpaşa) ve Manisa’ya girmiş, 9 Eylül’de İzmir’de Akdeniz’e ulaşmışlardı. Şükrü Naili (Gökberk) Paşa, kazanılan zaferi dolaylı biçimde belirtircesine, şehre General Trikupis’in beyaz atı üzerinde girdi. Batı Anadolu’nun Yunan askerlerinden tamamen temizlenmesi; Bursa’dan (16 Eylül) sonra Çeşme (16 Eylül) ve Bandırma’nın da (18 Eylül) ele geçirilmesi ile tamamlanabilmiştir.
 
Türk orduları bu zafer ve sonrasındaki takip harekâtında, on beş günde 400-450 kilometre yol kat ederek, 9 Eylül 1922 sabahı İzmir’e girdi. Aslında Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın takip harekâtı emrini verdiği 1 Eylül tarihi esas alınırsa Türk ordularının, süvarilerimizin İzmir’e ulaşmaları 9 günde gerçekleşmiştir. Sabuncu Bel’den geçen 2. Süvari Tümeni, Mersinli yolu ile İzmir’e doğru akarken, bunun solunda 1. Tümen de Kadife Kale’ye doğru yürüyordu. Bu Tümenin 2. Alayı Tuzluoğlu (Tuzakoğlu) Fabrikası’ndan geçerek Kordonboyu’na ulaştı. Yüzbaşı Şerafettin Bey Hükümet Konağı’na, 5. Süvari Tümenimizin öncüsü Yüzbaşı Zeki Bey Kumandanlık Dairesi’ne, 4. Alay Komutanı Reşat Bey de Kadife Kale’ye bayrağımızı çektiler. 
 
İzmir’de askerlerimiz coşku içinde karşılandılar ve çiçek yağmuruna tutuldular. Süvarilerimizin Kordon boyundan geçişi çok görkemli idi. Kurtuluş zaferinin Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir’in kurtuluşunu Belkahve’den seyretti. Türk birliklerinin İzmir Hükümet Konağı’ndaki Yunan bayrağını indirerek yerine Türk bayrağını yeniden çektikleri 9 Eylül’de Belkahve’den İzmir’i seyreden Mustafa Kemal, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü geceyi Nif’te (Kemalpaşa) geçirdiler.
 
Türk Ordusunun, 400-450 kilometrelik bir mesafeyi savaşarak kat edip 14-15 günde (26 Ağustos-9 Eylül 1922) İzmir’e ulaşması içerde ve dışarıda büyük bir hayret ve takdir uyandırmıştır. Çünkü bu hızın, o zamana kadarki askeri harekât tarihinde örneği yoktur! Fransız Generali Pelle, 10 Eylül 1922’den sonra Mustafa Kemal Paşa’nın İzmir’de kaldığı Göztepe’deki Uşakizade Muammer Bey’in evinde Gazi Paşa ile mülakat yaparken, orada bulunan Amiral Dümenil Ruşen Eşref Ünaydın ve arkadaşlarına şunları söyleyecektir:
 
“On dört gün içinde hem yüz kırk, yüz elli bin kişiden fazla bir orduyu yok etmesi, hem de beş yüz elli kilometrelik bir yolu süvarinin on günde aşması, askerlikte nadir görülmüş bir şeydir; şaşılacak bir hızdır bu. Hele piyadenin de aynı günde İzmir’e varabilmiş olması, daha da şaşılacak şeydir. Fakat en şaşılacak şey şudur ki develer ve kağnılar da beraberdi!”
 
Esasında Amiral Dümenil’in anlayamadığı şey, Türk askerinin “İzmir için beslediği aşkın büyüklüğü” idi. Motivasyonun ana sebebi bu büyük aşktı. Mustafa Abdülhalik Renda Bey’in anlattığı iki olay bu aşkın büyüklüğünü göstermektedir. Abdülhalik Renda Bey (11 Aralık 1881-1 Ekim 1957), Büyük Taarruz sırasında Konya’da Vali’dir. 7 Eylül 1922 günü Takip Harekâtı devam ederken Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarafından İzmir’e çağrılmıştır (Valilik için). Kendisine İzmir’e doğru gitmekte olan Mustafa Kemal’e Genel Karargâhında ulaşması istenen Mustafa Abdülhalik Renda Bey gidiş yolunda şahit olduğu bazı olayları anılarında anlatmaktadır. Bunlardan ikisi şu şekildedir:
 
“7/8 Eylül gece yarısından sonra saat 1’de Konya treni ile Ilgın’a geldim. Oradan otomobile binerek Akşehir, İshaklı, Çay yoluyla Afyon yolunu tuttuk. Yolu bilmediğimizden Şuhut yoluna saptığımızı pek geç anlayabildik. Nihayet tekrar döndük, gece onda Afyon’a geldik. Genel Karargâhtan bir haber alamadım. Sabahleyin Afyon’dan hareketle Büyükoturak’ta Osman Zati ve Adil Beylere rastgeldim. Genel Karargâhtan onların da haberi yoktu. Uşak’a geldik, oradan da malumat alamadık. Uşak’tan hareket ettim. İnay Köyü yanmış, harabelerine kadar geldim. Köyde kimseler yoktu, Dışarıda yattım.
 
10 Eylül sabahı İnay’dan hareket ile öğle üzeri Alaşehir’e geldik. Orada Karargâhın dün Salihli’den geçtiği anlaşıldı. Otomobilde olan bir arızadan dolayı geceyi Salihli’de geçirmek mecburiyetinde kaldım. Yattığım otelin bir kısım odalarında Salihli muharebesinde yaralanan süvari subayları da vardı. Onları ziyaret ettim. Bir dilekleri olup olmadığını sordum. Yarası ağır olan bir subay, ölürse cenazesinin İzmir’e götürülmesini rica etti. ‘Hiç olmazsa cesedim o mübarek yerde yatsın’ dedi.
 
Bu ifade İzmir için beslenen aşkın ne büyük olduğunu gösteriyordu. Başkomutan’a bunu arz edeceğimi vaat ettim ve vaadimi İzmir’de yerine getirdim. Yolda yayan yürüyen, ayakları şişmiş askerlere rastladım. Bu vaziyette yürüyemeyeceklerini, bir nokta merkezinde istirahat etmelerini söyledim. ‘Bu hal bizi İzmir’e varmaktan men edemez. Siz düşünmeyin, biz behemahal İzmir’e varacağız’ cevabını aldım…”
Takip Harekâtı son hızıyla devam ederken, 4. Kolordu Komutanı Kemalettin Sami Bey, askerimizin heyecanını ve ruh halini şu şekilde değerlendiriyordu:
 
“… Nereye kaçmış ise yakaladık O durdu, biz yetiştik. O kaçtı, biz kovaladık. Ta İzmir’e kadar! Herhangi bir nefere ‘nereye gidiyordun’ diye sormuşsam, ‘Başkumandanım denize dedi. Ben de denize gidiyorum!..’ cevabını aldım.”
 
10 Eylül 1922: Muzaffer Orduların Başkomutanı Gazi Paşa İzmir’de
 
Bilindiği gibi Türk ordusunun 9 Eylül 1922 günü İzmir’e ilk giren birlikleri süvarilerimizdi. Süvarilerimizin bağlı olduğu 5. Süvari Kolordu Komutanı Fahrettin Altay Paşa anılarında o günü şöyle anlatıyor:
 
“10 Eylül 1922 günü Başkumandan Mustafa Kemal diğer komutanlarla beraber İzmir’e gelecekti. Sabahleyin erkenden kalkıp onları karşıladım. Mustafa Kemal ve diğer kumandanlar Hükümet Konağı’na inerlerken piyadelerimiz de şehre girmeye başlamışlardı. Halk, Hükümet Meydanı’na yığıldı ve o vakit ismi ‘Gazi Paşa’ olan Atatürk balkondan halka hitaben bir konuşma yaptı. Gazi Paşa bu konuşması sırasında diyordu ki:
 
‘… Bu başarı milletindir.’
 
Gazi Mustafa Kemal bilahare diğer milletlerin İzmir’de bulunan temsilcilerini kabul etti ve onlardan iltifatlarını esirgemedi. İzmir’e askeri vali olarak I. Kolordu Kumandanı İzzettin (Çalışlar) tayin edildi. (Bir süre sonra da Abdülhalik Renda Vali olmuştur).
 
Ben de I. Ordu Kumandanı Nurettin Paşa’yı şimdi yıkılmış ve yeri meydan olmuş bulunan deniz kenarındaki kışlaya getirdim. Kışla avlusunda toplanmış olan binlerce Yunan esirini paşaya gösterdikten sonra onlara:
 
‘Zito Mustafa Kemal Paşa’;
Zito Nurettin Paşa’ diye bağırttım. Yunan işgalinde Zito Venizelos diye bağırmadıklarından süngülerle delik deşik şehit edilenlerin ruhlarını şad etmek istemiştim.”
 
Fahrettin Paşa’dan Önemli Bir Hüküm: “Vatan ve Şeref İçin Savaştık”
 
9 ve 10 Eylül günü İzmir’de yaşananların sorumluluk mevkiindeki tanıklarından birisi olan ve kendisi de İzmir Karşıyakalı olan Fahrettin (Altay) Paşa bütün olup bitenlerden sonra tarihi bir hüküm vermektedir:
 
“Zaferden sonra o günün mübarek şehitlerinin ruhu için Hükümet Meydanı’na üzerinde isimleri yazılı bir taş dikilmiştir…
 
Burada şunu belirtmek isterim ki, birkaç bin Yunan askeri esir olarak elimize geçtiği ve onlara karşı bütün askerde tarif edilmez bir hınç olduğu halde ne bunlara ne de Rum ahaliye hiçbir kötülük yapılmamıştı. Evet, istilacılara karşı hınç büyüktü. Çünkü yakmış, yıkmış ve masum halkımızı insafsızca katletmişlerdi. Ne var ki, biz Türkler barbar bir ordu değildik. Vatanımızı ve şerefimizi kurtarmak için savaşmıştık. Kılıç bizim elimizde gerçekten yaman bir savaş aracı olmuştur. Ama onu silahsız insanlara asla kaldırmamışızdır.”
 
-SON-




FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YAZARLAR
ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR
HABER ARŞİVİ
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Altay 7 5 2 0 14 9 15 +5
2 Beşiktaş 7 4 1 2 14 7 14 +7
3 Trabzonspor 6 4 0 2 13 6 14 +7
4 Hatayspor 6 4 1 1 13 4 13 +9
5 Fenerbahçe 6 4 1 1 8 4 13 +4
6 Konyaspor 6 3 0 3 9 5 12 +4
7 Alanyaspor 6 4 2 0 6 9 12 -3
8 Fatih Karagümrük 7 3 2 2 11 10 11 +1
9 Kayserispor 6 3 2 1 8 6 10 +2
10 Sivasspor 7 2 2 3 10 7 9 +3
11 Adana Demirspor 7 2 2 3 12 11 9 +1
12 Galatasaray 6 2 2 2 8 9 8 -1
13 Antalyaspor 7 2 3 2 7 10 8 -3
14 Gaziantep FK 7 2 3 2 6 10 8 -4
15 Yeni Malatyaspor 7 2 5 0 7 14 6 -7
16 Göztepe 6 1 3 2 6 9 5 -3
17 Kasımpaşa 6 1 3 2 5 8 5 -3
18 Başakşehir FK 6 1 5 0 4 7 3 -3
19 Giresunspor 6 0 5 1 1 8 1 -7
20 Çaykur Rizespor 6 0 5 1 4 13 1 -9
Takım O G M B A Y P AV
1 Ümraniyespor 7 6 0 1 14 0 19 +14
2 BB Erzurumspor 7 5 2 0 8 6 15 +2
3 MKE Ankaragücü 6 3 0 3 9 3 12 +6
4 Eyüpspor 6 4 2 0 10 7 12 +3
5 Tuzlaspor 6 3 1 2 8 4 11 +4
6 Kocaelispor 6 3 2 1 5 6 10 -1
7 Bandırmaspor 6 3 3 0 7 6 9 +1
8 Manisa FK 7 3 4 0 9 10 9 -1
9 Gençlerbirliği 7 2 3 2 8 13 8 -5
10 Boluspor 6 2 3 1 7 6 7 +1
11 Samsunspor 5 2 2 1 8 8 7 0
12 Altınordu 6 2 3 1 8 12 7 -4
13 Menemenspor 6 2 3 1 8 13 7 -5
14 Adanaspor 7 1 3 3 8 10 6 -2
15 Balıkesirspor 5 2 3 0 5 8 6 -3
16 Denizlispor 6 2 4 0 5 8 6 -3
17 Bursaspor 6 1 3 2 7 8 5 -1
18 İstanbulspor 5 1 3 1 7 8 4 -1
19 Keçiörengücü 6 1 4 1 5 10 4 -5
Takım O G M B A Y P AV
1 Eyüpspor 38 28 2 8 82 25 92 +57
2 Sakaryaspor 38 21 5 12 74 35 75 +39
3 Kırşehir Belediyespor 38 21 8 9 57 32 72 +25
4 Kırklarelispor 38 19 6 13 60 32 70 +28
5 Van Spor 38 21 11 6 59 35 69 +24
6 Bodrumspor 38 18 11 9 80 48 63 +32
7 Etimesgut Belediyespor 38 18 13 7 63 36 61 +27
8 Karacabey Belediyespor 38 15 12 11 52 41 56 +11
9 Turgutluspor 38 16 16 6 44 56 54 -12
10 Serik Belediyespor 38 13 11 14 51 48 53 +3
11 Pendikspor 38 15 16 7 66 53 52 +13
12 Pazarspor 38 15 18 5 60 64 50 -4
13 Tarsus İdman Yurdu 38 13 15 10 56 55 49 +1
14 Bayburt Özel İdare Spor 38 14 18 6 52 61 48 -9
15 Sivas Belediyespor 38 11 14 13 63 58 46 +5
16 1922 Konyaspor 38 11 18 9 47 49 42 -2
17 Kastamonuspor 38 8 18 12 31 58 36 -27
18 Elazığspor 38 10 22 6 61 90 33 -29
19 Mamak FK 38 6 26 6 32 121 24 -89
20 Kardemir Karabükspor 38 1 34 3 16 109 3 -93
Takım O G M B A Y P AV
1 Diyarbekirspor 30 20 2 8 43 18 68 +25
2 1928 Bucaspor 30 20 3 7 58 18 67 +40
3 Yeşilyurt Belediyespor 30 17 8 5 50 27 56 +23
4 Ofspor 30 14 5 11 43 31 53 +12
5 Arnavutköy Belediye 30 13 8 9 40 29 48 +11
6 Edirnespor 30 12 9 9 34 31 45 +3
7 Belediye Derincespor 29 10 9 10 38 29 40 +9
8 Artvin Hopaspor 30 10 11 9 41 44 39 -3
9 Fatsa Belediyespor 30 10 12 8 22 31 38 -9
10 Kızılcabölükspor 30 9 11 10 34 33 37 +1
11 Nevşehir Belediyespor 30 9 14 7 31 31 34 0
12 Çankaya FK 30 10 16 4 28 48 34 -20
13 1877 Alemdağspor 30 9 15 6 37 48 33 -11
14 Antalya Kemerspor 30 7 17 6 27 50 27 -23
15 Payasspor 29 5 16 8 29 53 23 -24
16 Manisaspor 30 1 20 9 22 56 12 -34
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/09/2021 Giresunspor vs Kayserispor
 26/09/2021 Başakşehir FK vs Çaykur Rizespor
 26/09/2021 Hatayspor vs Fenerbahçe
 26/09/2021 Galatasaray vs Göztepe
 27/09/2021 Kasımpaşa vs Konyaspor
 27/09/2021 Trabzonspor vs Alanyaspor
 01/10/2021 Antalyaspor vs Adana Demirspor
 01/10/2021 Fatih Karagümrük vs Başakşehir FK
 02/10/2021 Konyaspor vs Alanyaspor
 02/10/2021 Göztepe vs Giresunspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/09/2021 Bandırmaspor vs Altınordu
 26/09/2021 İstanbulspor vs Balıkesirspor
 26/09/2021 Menemenspor vs Eyüpspor
 26/09/2021 Bursaspor vs MKE Ankaragücü
 27/09/2021 Denizlispor vs Samsunspor
 01/10/2021 Altınordu vs Menemenspor
 02/10/2021 Tuzlaspor vs Keçiörengücü
 02/10/2021 Balıkesirspor vs Gençlerbirliği
 02/10/2021 Adanaspor vs Bandırmaspor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 26/09/2021 Adıyaman FK vs Hekimoğlu Trabzon
 26/09/2021 Etimesgut Belediyespor vs Sivas Belediyespor
 26/09/2021 Kahramanmaraşspor vs Bayburt Özel İdare Spor
 26/09/2021 Niğde Anadolu FK vs İnegölspor
 26/09/2021 Ergene Velimeşe vs Van Spor FK
 26/09/2021 Serik Belediyespor vs Sarıyer
 26/09/2021 Sakaryaspor vs Bodrumspor
 26/09/2021 Afjet Afyonspor vs Ankaraspor
 26/09/2021 Diyarbekir Spor vs Somaspor
 02/10/2021 Bayburt Özel İdare Spor vs Sivas Belediyespor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
 03/10/2021 Batman Petrolspor vs Artvin Hopaspor
 03/10/2021 Belediye Kütahyaspor vs Başkent Gözgözler Akademi FK
 03/10/2021 Kahta 02 Spor vs Çatalcaspor
 03/10/2021 Nevşehir Belediyespor vs 1954 Kelkit Bld.Spor
 03/10/2021 Elazığspor vs Karaman Belediyespor
 03/10/2021 Erbaaspor vs Sancaktepe FK
 03/10/2021 Arnavutköy Belediye vs Bergama Belediyespor
 03/10/2021 Bursa Yıldırımspor vs Fatsa Belediyespor
 03/10/2021 Hendek Spor vs Osmaniyespor FK
resmi ilanlar
GAZETEMİZ

Web sitemize nasıl ulaştınız?


NAMAZ VAKİTLERİ
GÜNLÜK BURÇ
nöbetçi eczaneler
HABER ARA
Bizi Takip Edin :
Facebook Twitter Google Youtube RSS